Sosyal Medyadaki Beğeni ve Paylaşımların Psikolojisi

20.09.2023
Sosyal Medyadaki Beğeni ve Paylaşımların Psikolojisi

Sosyal Medya Psikolojisi: Beğeniler ve Paylaşımlar Bizi Nasıl Etkiliyor

Günümüzde hemen herkes en az bir sosyal medya hesabına sahip gibi görünüyor. Bu sadece gerçek kişiler için değil, 7Slot gibi kurumsal kişilikler için bile geçerli. 2018 tarihli ve çok geniş kapsamlı bir araştırma, 18 ila 29 yaş arasındaki kullanıcıların %88’inin bir sosyal medya platformuna üye olduğunu gmsteriyor. 30 ila 49 yaş arası için bu oran %78. Arada geçen zamanda, bu rakamların daha da yükseldiğini düşünmek yanlış olmaz.

Sosyal medyanın sağladığı sonsuz iletişim seçenekleri, düşünme ve bilgiyi özümseme şeklimizi değiştiriyor. Dahası, beynimizde hem kimyasal hem de fiziksel bazı değişimlere neden oluyor. Bazı araştırmacılar, sosyal medyanın tam olarak bu nedenle bağımlılık yarattığını iddia ediyor. Peki, gerçek ne? Beğeniler ve paylaşımlar psikolojimizi nasıl etkiliyor? Bu makalede, bu soruların cevaplarını bulmaya çalışacağız.

Sosyal Medya ve Beynimiz

Nörolojik açıdan, sosyal medyanın farklı beyin fonksiyonlarını farklı şekillerde etkilediğini söylemek mümkün. Bu teknoloji, birçok uyaran kombinasyonu barındırıyor ve aynı nedenle psikolojimizi de değişik şekillerde etkiliyor. Örneğin, sosyal medyadaki pozitif ilgi (Facebook, Twitter veya Instagram’daki beğeniler), beynimizin “striatum ve ventral tegmental bölgelerini” etkiliyor.

  • Ventral tegmental (VTA), beynimizdeki ödül sisteminin işlemesinden sorumlu ana kısımlardan biri. Sosyal medya kullanıcıları olumlu geribildirim (beğeniler) aldığında, beynimizin VTA bölgesi, dopamin reseptörlerini harekete geçiriyor. Dopamin, kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan, yani bizi mutlu eden bir hormon.
  • Striatum ise, alışkanlıklarımızın kalıcı hafızaya kaydolmasından sorumlu bir bölge. Diğer bir deyişle, striatum sayesinde bizi nelerin mutlu ettiğini hatırlayabiliyoruz ve onları tekrar etmeye çalışıyoruz. Striatum, VTA bölgesine dopamin salgılatan şeyin ne olduğunu hafızamıza kazıyor ve bizi onu tekrar etmeye teşvik ediyor.

Beyin aktivitesini izlemek için MRI teknolojisinin kullanıldığı çalışmalarda da benzer sonuçlar bulundu. Örneğin, Instagram’da gezinen ergenlerin beyin faaliyetleri analiz edildiğinde, çok sayıda (beğeni alan fotoğrafları görüntülemenin, ödül, taklit ve dikkatle ilgili bölgelerde aktiviteye neden olduğu ortaya çıktı.

Bu Sadece Bir Bağımlılık Değil

Çoğu kişi, sosyal medyanın bir bağımlılık olduğunu düşünüyor ve haksız değiller: VTA ve striatum, sigara, alkol ve hatta uyuşturucu bağımlılıklarının gelişmesine neden olan bölgeler ve teknik olarak sosyal medya dahil dopamin salgılanmasına neden olan her şeyi bir bağımlılığa dönüştürebilirler. Ancak sosyal medya kullanımı, bağımlılıktan çok daha fazla fizyolojik ve psikolojik etmen içeriyor.

Ergenlerin beyin aktivitesini gözlemleyen bir başka araştırmada, beynin duygusal ve duyusal işlemlerle ilgilenen bölümlerinin, katılımcılar dışlandıklarını hissettiklerinde belirgin şekilde tepki verdiği bulundu. Yani sosyal medya kullanıcıları çevrimiçi gruplardan, sohbetlerden veya etkinliklerden dışlandığında, beynimiz doğrudan tepki veriyor ve salgılanan kimyasallar farklı psikolojik etkilere neden oluyor. Çoğu kişi için bunlar aşağılık duygusu ve kabul edilme – ait olma ihtiyacı şeklinde ortaya çıkıyor. Bu duygular, sosyal medyadaki kişiliğinizin bile değişmesine neden olabiliyor. Örneğin, aşağılık duygusu nedeniyle bir “troll” olmayı tercih eden çok sayıda kullanıcı var: Tepki almak için yaratılmış bu sanal kişilik, kullanıcının aşağılık duygusundan kaynaklanıyor.

Neden Sosyal Medyada Gönderi Yayınlıyoruz?

Sosyal medya platformlarında pek çok farklı gönderi paylaşıyoruz. Örneğin, Instagram’ı resim paylaşmak için, Twitter’ı ise kısa metinler paylaşmak için tercih ediyoruz. İyi ama, bunu neden yapıyoruz? Bizi sosyal medyada bir gönderi paylaşmaya teşvik eden şey ne? Bazı araştırmacılar, ünlü psikolog Abraham Maslow’un insan ihtiyaçları hiyerarşisinin burada da geçerli olduğunu düşünüyor. Diğer bir deyişle, sosyal medyada gönderiler yayınlamamızın nedenleri, şunlardan oluşuyor:

  • Fizyolojik ihtiyaçlar: Bazen arkadaşlarımızın ve aile üyelerimizin sağlığına veya refahına fayda sağlamak için paylaşımda bulunuyoruz.
  • Güvenlik: Sosyal medyada bazı materyaller paylaşmayarak fiziksel, zihinsel ve finansal güvenlik hissi elde edebilen bazı kullanıcılar bulunuyor.
  • Ait olma: Bir gruptan veya belirli bir kişiden bir tür sosyal kabul görmek için de paylaşım yaptığımız oluyor.
  • Ödül alma: Beynimizin ödül odaklı kısmını tatmin edebilmek için düzenli olarak “ben-merkezli” içerik paylaşıyor ve diğer insanların onları görmesini istiyoruz.
  • Ego: Başarılarımızı (yeni bir iş bulmak, zorlu bir projeyi tamamlamak veya okuldan mezun olmak) paylaşarak takdir ve onay arıyoruz.

Sadece beynimizdeki kimyasal değişiklikler değil, sosyal ve duygusal faktörlerde de sosyal medya paylaşım davranışlarımızda önemli bir rol oynuyor. Aynı nedenle, sosyal medyanın kullanımı kuşaklar arasında da fark gösteriyor. Örneğin, ergenlerin ve genç yetişkinlerin sosyal medyayı kullanma nedenleri arasında “arkadaşlarla iletişimde kalmak, planlar yapmak, insanları daha iyi tanımak ve kendini başkalarına tanıtmak” yer alıyor. Hatta bazı araştırmalar, çocukların ve ergenlerin kimliklerini sosyal medyada paylaşım yaparak ve diğer kullanıcılarla etkileşime girerek şekillendirmeye başladıklarını gösteriyor.

Journal of Experimental Social Psychology dergisinde yayınlanan bir makale, sosyal medyada paylaşım yapmamızın temel nedeninin geri bildirim ile özsaygı arasındaki ilişki olduğunu iddia ediyor. Sosyal medyadaki beğeni veya takipçi arayışı, gerçek hayatta da ilgi çekmeye çalışmaktan farksız. Diğer kullanıcıların paylaşımlara gösterdiği olumlu ilgi, bizi giderek daha fazla sosyal paylaşıma teşvik ediyor.

Sosyal medyanın doğası iletişim üzerine kurulduğundan, paylaşım yapma konusundaki temel motivasyonumuzun başkalarıyla bağlantı kurmaya yönelik bir psikolojik dürtü olduğu konusunda herkes hemfikir, ancak henüz fikir birliğine varılan bir “nedenler listesi” bulunmuyor. Buna rağmen, fikir birliğine varılan bir konu daha var: Sosyal medyadaki kabul arayışı ve kendini teşhir etme davranışları, bazı kullanıcılar için büyük psikolojik sorunlara yol açabilir. Örneğin, Scientific American’a göre, “Kullanıcılar sosyal medyada ideal bir kimlik sunmak ve çekiciliklerini en üst düzeye çıkarmak için gerçek bilgilerini (boy, kilo, yaş, vs) değiştirme konusunda baskı hissedebilir ve bu da uzun vadede gerçek kimliklerine yabancılaşmalarına neden olabilir.”

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.